GÖÇ, GÖÇMEN, YURTSUZ

GÖÇ, GÖÇMEN, YURTSUZ

Metin Yegin

Göçmenler bir araya geldiklerinde, her zaman önce kağıtlarından konuşmaya başlar. Başvurusu hangi durumdadır? Kaç yıllık oturumu vardır, hangi okulda öğrenci gibidir ya da kimle formalite evlenilebilir mesela. Her göçmen doğrudan bir Kafka hikayesinin içine düşer. Her an dışarı atılabilecek gibi devletin en üst rafında durur ve hiçbir zaman hatırlanmayacak gibi hiçbir yerdedir aynı zamanda. Devlet göçmen için yüz kere kadar daha devlettir. Daha faşist, daha dikey tırmanan hiyerarşi şahikası, daha ne bu şiddet ne celal, daha nalıncı keseri, daha karakol duvarı ve mahkeme suratı ve daha vesairedir.

Orwel’ın dediklerini bozarak kulaklarını çınlatırsak; Hiç kimse eşit değildir devlet karşısında ama bazıları daha eşit değildir.

Fanon’un işgalcilere- sömürgecilere ilişkin söylediklerinin mobilize olmuş, halidir göçmenlik. Göçmen sadece sömürgecinin işgali altında değildir, aynı zamanda onun keyfinin kahyasının sınır boylarında yaşadığından, bir gün, bir zaman kendi topraklarından dışarı atma şansı da yoktur. Ancak mutlaka ki yine onun dediği gibi ‘Emperyalistlerin serveti bizim de servetimizdir’ ama buna atıf bile yapamaz. Bırakın o serveti yaratmanın ve ayakta tuttuğunun farkında olunmasını, her an dışarı atılmadığı için sürekli minnet altında da hissetmelidir kendini. Kendisinin ne kadar iyi ve uyumlu olduğunu, her gün ve yeniden kanıtlaması gerekir.

-Almanya’da bir evde misafirken, bir arkadaş anlatmıştı. Ailesi 1960’larda gelen, üçüncü nesil bir Türkiyeliydi. Tabii ki Almanya doğumlu ve Alman vatandaşıydı. Üniversite bitirmiş ve bir fabrikada çalışıyordu. Ayrıca gönüllü olarak, taziyeye giden bir gruba katılmıştı. Bir ölü evi olunca, oraya gidiyor, insanlara destek oluyordu. Bir gün papazlarla yemek yiyorlardı. Yemek gelir gelmez, yemeye başlamıştı papazlar. Siz hiç dua etmez misiniz demişti onlara. Dua etmeye başlamıştı. Papazlar da katılmıştı ama 20 yıldır yan taraflarında oturan kadın hala selam vermiyordu ona-

Bu kimliksizlik durumu onu, arzuladığı nesneye, egemenin kimliğine kavuşmak için olan arzuyu besler. Onu idealize eder. Yaşamın amacına dönüşür. Nasıl ki bir gün arzuladığı kağıda kavuştuğunda, ikide bir cebinden çıkarıp, bakacak kadar bu. Yani Fanon’un sözünü ettiği, siyah insanın tutsaklığına yakalanmıştır göçmenler; ‘Sürekli avcı olmayı düşleyen bir avdır’lar…

Göçmenlik, sadece bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya taşınmak değildir; bir kimlikten başka bir kimliğe geçiştir. Ancak bu geçiş, hiçbir zaman tamamlanmaz. Göçmen, bir köprüde asılı kalmıştır: Ne geldiği yere dönebilir ne de vardığı yere gerçekten varabilir. Bu ikiliği bir “arzu” ile doldurur: Egemenin beğenisini kazanmak, onun gözünde “hak edilmiş” bir yer edinmek. Ama bu arzu, bir tuzaktır. Çünkü egemenin onayı, hiçbir zaman gerçekten ulaşılabilir değildir. O onay, göçmenin hep biraz uzağında, hep biraz daha ötesinde kalır. Ve işte bu yüzden, göçmen, kendini asla yeterince “iyi” hissedemez.

Göçmenlik zor zanaattır yani ve dünya onların sırtında dönmektedir, her geçen gün daha da fazla…

ÖNERİLEN İÇERİKLER

Yazar Postları

Cenevre’de “Servette Contre la Racisme” Etkinliği

22 Mart 2025’te Cenevre’de düzenlenen “Servette Contre la Racisme” (Irkçılığa Karşı Gün) etkinliğinde, Kolektif Nammou sahne aldı. Mezopotamya halklarının ezgileri ve türkülerinden oluşan müzik dinletisine, Agnés Aubert doğaçlama dansıyla, şair ve yazar Süleyman Kuş ise Fransızca seslendirdiği

Şam Artık Bir Kravatlı Teröriste Emanet

Suriye devleti, ordusuyla ve halkıyla tekfirci cihatçı teröre karşı 13 yıl direndi. Ama ne yazık ki, Suriye kuşatmasında cihatçıları besleyen küresel güçlerin desteği veuluslararası istihbarat oyunlarıyla Suriye halkının direnişi de, direnci de masa başında satıldı

GÖÇ, GÖÇMEN, YURTSUZ

Göçmenler bir araya geldiklerinde, her zaman önce kağıtlarından konuşmaya başlar. Başvurusu hangidurumdadır? Kaç yıllık oturumu vardır, hangi okulda öğrenci gibidir ya da kimle formaliteevlenilebilir mesela. Her göçmen doğrudan bir Kafka hikayesinin içine düşer.

Kıyım ve Direniş Alevilerin Kanlı Göç Yolları

Alevilerin göç hikayesi, yalnızca fiziksel bir yer değiştirme değil, bir direniş öyküsüdür. Dersim’den İstanbul’a, Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan bu yolculuk, Alevilerin inançlarını koruma ve yaşatma mücadelesinin bir parçasıdır. Bugün diaspora Alevileri, Avrupa’daki cemevleri ve

DİYARBAKIR ERMENİLERİ Bedros Dağlayan

Yıllar var ki memleketinden uzak gurbet kuşuyum; yaban ellerde tedirgin uçarım…Nasıl bir sevgi ve nasıl bir özlemdir, ben bilirim. Diyarbakır meydana getiren ve bir arada yaşamanın şiirini yazmış olan halklar özgürlük duygularıyla öylesine bir bütün olmuştur ki, kimselere hele ki zalimlere

COMANDANTE CHE GUEVARA Bedros Dağlıyan

Gençtik. Lâkin başımızda kavak yelleri de esmiyordu. Delikanlılığın bütün hızlı, delişmen yanlarını bünyemizde toplamıştık diyebilirim. Buna bir de Diyarbakırlıların o geleneksel kabadayı tavrı da eklenince

PİŞMANLIĞIN FELSEFESİ Ali Rıza Gelirli

Yazının başlığını görenler, benim bir pişmanlığa kılıf aradığımı düşünebilirler. Düşünsünler, hiçbir sakıncası yok. Ancak ben pişmanlığın, ne mutlak iyi bir şey, ne de mutlak kötü bir şey olduğunu düşünüyorum.

TEHLİKELİ DENİZLER Engin Erkiner

Avrupa Birliği’nin illegal göçü önlemek için kurduğu Frontex’in açıklamasına göre2023’te sadece Akdeniz üzerinden Avrupa ülkelerine geçenlerin sayısı 234.467 kişidir. Denizde hayatlarını kaybedenler konusunda açıklama yapılmamış.

EL YAPIMI GÜZELLİKLER Ali Rıza Gelirli

Dumanla haberleşmekten; mektup, telgraf, masaüstü, dizüstü, cep telefonu, avuç içi bilgisayar, internet çağına vardık. Bunlar var oldukları çağa anlam verebilmek için yaşamın gerekleriydi. Yaşam dediğimiz şey, bilinçli ya da bilinçsiz, istesek de istemesek de madem hayattayız ve nefes alıp