Özgürlük İçin Somut Adımlar Şart Elif Keleş O.
Özgürlük İçin Somut Adımlar Şart
Elif Keleş O.
Türkiye’de demokrasi mücadelesi, yalnızca seçim sandıklarıyla değil, sokaklarda, meydanlarda ve halkın örgütlü gücüyle anlam kazanır. Son günlerde yaşanan gelişmeler, iktidarın kitlesel halk hareketlerinden duyduğu derin korkunun bir kez daha görünür hale gelmesine neden oldu. Kayyum politikalarına karşı yükselen tepkiler, iktidarın denetiminden çıkabilecek bir 1 Mayıs dalgasına dönüşme potansiyeli taşıdığı için baskı ve tutuklamalarla engellenmeye çalışılıyor. Tüm bu hukuksuzluklara ve antidemokratik müdahalelere rağmen muhalefetin ortaya koyduğu siyaset ve söylem, halkın beklentilerini tam anlamıyla karşılıyor mu?
Özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Saraçhane’de başlattığı kitlesel eylemler, muhalefetin sokakta da var olabileceğini göstermesi bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak eylemler, sadece kitlesel bir tepkiyle sınırlı kalmamalı, somut demokratik talepler çerçevesinde şekillenmelidir. Bugün halkın en temel talepleri; kayyumların derhal kaldırılması, seçilmiş belediye başkanlarının özgürlüğüne kavuşması, adil ve özgür bir seçim ortamının sağlanması ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesidir. Bu taleplerin net biçimde ifade edilmediği bir eylemlilik süreci, uzun vadede halkın umutsuzluğunu artırmaktan öteye geçmeyecektir.
Biz Aleviler, tarih boyunca eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelesinde en ön saflarda yer aldık. Devletin inkâr, asimilasyon ve baskı politikalarına karşı direnmek, bizim için bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur. Ancak bugünkü siyasi atmosferde, sadece Aleviler için değil, tüm halklar ve inançlar için gerçek bir demokratik düzene ihtiyaç duyulmaktadır. Bugün kayyum politikalarına karşı durulmazsa, yarın halkın iradesi tümden yok sayılacaktır. Bugün hukuksuz tutuklamalara karşı ortak bir mücadele verilmezse, yarın hepimiz özgürlüklerimizden yoksun kalacağız.
Dolayısıyla, muhalefetin sadece kitleleri bir araya getirmekle yetinmemesi, iktidarın hukuksuzluklarını gözler önüne sererken net talepler ortaya koyması gerekmektedir. Özgür Özel ve CHP, Saraçhane’de başlattıkları hareketi gerçek bir siyasi programa dönüştürebilirlerse, bu süreç bir umut ışığı olabilir. Aksi takdirde, sadece mevcut öfkeyi soğurmaya yönelik bir eylem planı, halkın mücadele azmini zayıflatmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
1 Mayıs’a doğru ilerlerken, işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen halkların ve tüm demokratik güçlerin ortak bir mücadelede buluşması kaçınılmazdır. İktidarı asıl korkutan da budur. Birleşik bir mücadele hattının kurulması, farklı toplumsal kesimlerin ortak talepler etrafında kenetlenmesi ve iktidarın baskıcı politikalarına karşı durabilecek güçlü bir toplumsal muhalefetin inşası.
Tam da bu yüzden, bizler “Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!” demeye devam edeceğiz. Seçilmişleri cezaevine atanlara, halkın iradesini gasp edenlere, emeğin ve özgürlüğün karşısında duranlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Aleviler, Kürtler, işçiler, kadınlar, gençler ve tüm demokrasi güçleri olarak, tarihsel sorumluluğumuzun bilinciyle, eşit ve özgür bir Türkiye için mücadeleyi büyüteceğiz.
Türkçe