Şam Artık Bir Kravatlı Teröriste Emanet

Şam Artık Bir Kravatlı Teröriste Emanet

Hamide Rencüzoğulları 

Suriye devleti, ordusuyla ve halkıyla tekfirci cihatçı teröre karşı 13 yıl direndi. Ama ne yazık ki, Suriye kuşatmasında cihatçıları besleyen küresel güçlerin desteği ve uluslararası istihbarat oyunlarıyla Suriye halkının direnişi de, direnci de masa başında satıldı. Takım elbiseli terörist Muhammed Colani, adeta Şam Fatihi olarak ilan edildi. Oysa Suriyelilerin iradesini/geleceğini satan ve kendileri satın alınmış olan bir ihanet şebekesi sayesinde sadece Şam düştü. Çatışmayla alınmadı, satıldı. Ve sadece Şam değil, Suriye ülkesi yok oldu. HTŞ’nin Şam’a girdiği 8 Aralık 2024 günü, tarihi bir kırılmadır ve bu gün sonrasında artık bir Suriye yok, bir daha eskisi gibi olamayacağı da belirginleşti. Çünkü bu coğrafyanın en laik ülkesi artık tekfirci, mezhepçi, eli kanlı el Kaidecilere teslim edildi. En acısı da, Colani’ye takım ve kravatı ile kendisini Ahmed el Şara olan tanıtıp koşarak önünde secde eden “demokrasi “timsali Batılıların kendi yasalarında teröristliği tescili olan bir el Kaideciyi şirinleştirmeleridir. Oysa takım elbise giyse de o hala bir teröristtir. Ama işte… Batı’nın ikiyüzlülüğü böyledir…

Colani, el Kaidenin gelmiş geçmiş liderlerinin hepsinden daha çok eli kana bulanmış bir teröristtir. 2012 yılında El Kaide’nin Suriye kolu olarak kurulan Nusra Cephesi örgütüyle Suriye cihadına girmeden önce Iraklıların kanına eli bulanmış azılı bir katildir. Şii yerleşimlerindeki kalabalık sivil alanlara yapılan onlarca intihar ve bombalı saldırıların hepsinin altında Colani’nin imzası vardır. Suriye cihadına katıldığı 2012’de özellikle Alevi yerleşimlerine dönük toplu katliamların baş sorumlusudur. 2013’te IŞİD Suriye toprağına girdi. İki kardeş örgüt Nusra Cephesi ve IŞİD, adeta yarışırcasına kanlı katliamlar gerçekleştirdiler. IŞİD 2014’te Musul’u işgal edip ardından saldırılarını Kürtlere yönlendirdikten sonra da Nusra Cephesi, kanatlarının altına onlarca cihatçı örgütü alarak Suriye halkına karşı kanlı eylemlerini sürdürdü. İdlib’de İslami Emirlik kurduktan sonra adını Heyetül Tahrir el Şam olarak değiştirse de bu yeni isimdeki el Kaide örgütü yine Birleşmiş Milletler tarafından terör listesine alındı. Hatta ABD, HTŞ’yi terör listesine almakla yetinmeyip, lideri olan Muhammed el Colani’nin başına 10 milyon dolar ödül de koydu. Ama ABD’nin sözde teröröle mücadele eden bir maskesi vardır ve dünya alem bilir ki, o maskenin altında her zaman terör hem var eden hem de besleyip vekil savaşçı olarak kullanan bir kirli yüzü vardır. İşte bu maske Colani konusunda da düştü. Ve bu yeni de değil üstelik.

Şimdi Şam’a girdiği andan itibaren güdümlü medya aniden Colani’ye Almet el Şara demeye başladı ya, aslında ona bu yeni simi 3 yıl önce icat eden ABD’dir. Bu azılı teröriste ilk takım elbise giydiren de, ilk aklayan da, ilk makyajlayan da “demokrasi abidesi” Amerika’dır. (Bu gelişmeleri yazdığım makaleye de şu başlığı koymuştum:

Hey Colani, takım elbise giysen de sen bir teröristsin!” 1 ) Şöyle oldu: Yıl 2021 Şubat ayı. Başına öldü koyan, görene, yerini bildirene 10 milyon dolar ödül vadeden ABD, röportajlarıyla dünyaca ünlü gazetecisi olan Martin Smith’i kendisiyle röportaj yapmassı için İdlib’e gönderdi. ABD'li gazeteci Smith, takım elbiseli bir Colani profili çizdi, takım giymiş Colani ile poz verip bu fotoğrafı servis etti. Tam da bu zamnda Robert Schuman İleri Araştırmalar Merkezi’ne bağlı Orta Doğu Direktörlüğü de aynı şekilde HTŞ örneği üzerinden ,Küresel Cihad nasıl yeniden konumlanır isimli bir rapor yayımladı. Raporda HTŞ aklaması var, geçmişindeki suçları gerkçelendiren detaylar. Özetle; Bu HTŞ cihat için boğaz kesti mi? Evet, ama mecburdu. Alevilere soykırım uyguladı mı, Ermenilere, Hıristiyanlara saldırdı mı? Evet, ama alan genişletmek için yapmak zorundaydı! Şeriat hukukuna dayalı bir İslam Emirliği ilan etti mi? Evet, ama en azından IŞİD ya da Taliban kadar katı değildir! İşte bu teröristi yıkama/yağlama ve bu güne hazırlama projesi o zaman başladı. Şu an kendisiyle röportajlar yapan Batı medyası da tam bir ikiyüzlülükle aynı şeyi şeyi yapıyor: El Kaideci geçmişi, Irak’taki işlediği cinayetler ve toplu katliamlar sorulduğunda Colani’nin şu cevabı vermesi sağlandı: “Evet, ama o zaman daha 19 yaşındaydım. İçinde yer alacağım başka örgüt de yoktu.” Batılı medya, el Kasideciliğini de Irak’taki katliamlarını da “mazur” gösterme yarışına girdi; “19 yaşındaki toy bir delikanlının işlediği suçlar mazur görülebilir” algısı işlendi. Ama bu ikiyüzlü medya tarafından, toy delikanlı değil, eşek kadar Colani’nin Suriye’deki Alevi katliamları, Ermeni ve Hıristiyanlara yönelik saldırıları sorulmadı. Üstelik Şam’a akın eden bu savaş medyasının Colani ile güzelleme röportajları yaparken Hama ve Homs kırsallarında Alevilere dönük sistematik saldırılar, katliamlar ve soykırım operasyonları devam ediyordu.

Aleviler katlediliyor, küresel güçler Alevi kanı üzerinden stratejiler belirliyor.Batı’nın bu katliamların görülmemesini sağlayan makyajlama ve yeni imaj yaratma çabaları, Colani’nin HTŞ’sini ve kanatları altındaki onlarca boğaz kesici cihatçı grupları cesaretlendirdi; Alevi katliamları giderek daha da sistematikleşti, daha de genişledi ve daha da acımasızlaştı… Hatta Alevi katliamları teşvik edildi de diyebiliriz. Oluk oluk Alevi kanı akmalı ki, ABD ve Batı “kurtarıcı” olarak sahaya insin!... Ezelden beridir ABD’nin siyaseti böyle… Kürtleri IŞİD’e dövdürdü, sonra “kurtarıcıları” oldu. Şimdi de Alevileri HTŞ’ye dövdürüyor/öldürtüyor…. Ne de olsa ABD “Fil Avlama Oyunu” denilen taktik ve stratejilerde ustadır. Merak edenler için daha önce “Fil Avlama Oyunu” üzerine yazdığım yazılardan bir tanesinin linki bırakıyorum: ( 2 )

Şu anda Aleviler üzerinden bu stratejiye odaklanan sadece ABD mi? Hayır! İsrail de, Türkiye de “kurtarıcı” olmaya aday gösteriyor kendini… Yani küresel ve bölgesel güçlerin hepsinin Alevi kanı üzerinden hesapları/projeleri vardı. Bu hesapları boşa çıkaracak olan yegane şey, Halkların örgütlü direnci ve direnişi olmalıydı!... Ama ne yazık ki Suriye’deki aleviler en örgütsüz ve en savunmasız bir halde soykırım tehdidiyle karşı karşıyadırlar. Küresel güçlerin Suriye’de Aleviler üzerinden plan ve projeleri varsa da, şu an acil olarak bu katliamları durdurmak için harekete geçmek gerek… Bu katliam ve soykırımı durdurmak için uluslararası toplumun ikiyüzlülüğünü dünya kamuoyunda teşhir etmek, ayağa kalkmaya zorlamak için herkese görev düşüyor. Katliama uğrayan Suriye’deki Alevilerin sesini duyurmak, katliamların karanlıkta bırakılmasına izin vermemek ve görünür kılmak ilk etkili adımlardan biridir. Alevilerin seslerini duyurun, sesleri siz olun!..

1 https://artigercek.com/makale/hey-colani-takim-elbise-giysen-de-sen-bir-teroristsin-152247

2 https://sendika.org/2019/10/fil-avlamadan-dovusturup-baristirmaya-trumpin-son-savas-oyunu-565894

ÖNERİLEN İÇERİKLER

Yazar Postları

Cenevre’de “Servette Contre la Racisme” Etkinliği

22 Mart 2025’te Cenevre’de düzenlenen “Servette Contre la Racisme” (Irkçılığa Karşı Gün) etkinliğinde, Kolektif Nammou sahne aldı. Mezopotamya halklarının ezgileri ve türkülerinden oluşan müzik dinletisine, Agnés Aubert doğaçlama dansıyla, şair ve yazar Süleyman Kuş ise Fransızca seslendirdiği

Şam Artık Bir Kravatlı Teröriste Emanet

Suriye devleti, ordusuyla ve halkıyla tekfirci cihatçı teröre karşı 13 yıl direndi. Ama ne yazık ki, Suriye kuşatmasında cihatçıları besleyen küresel güçlerin desteği veuluslararası istihbarat oyunlarıyla Suriye halkının direnişi de, direnci de masa başında satıldı

GÖÇ, GÖÇMEN, YURTSUZ

Göçmenler bir araya geldiklerinde, her zaman önce kağıtlarından konuşmaya başlar. Başvurusu hangidurumdadır? Kaç yıllık oturumu vardır, hangi okulda öğrenci gibidir ya da kimle formaliteevlenilebilir mesela. Her göçmen doğrudan bir Kafka hikayesinin içine düşer.

Kıyım ve Direniş Alevilerin Kanlı Göç Yolları

Alevilerin göç hikayesi, yalnızca fiziksel bir yer değiştirme değil, bir direniş öyküsüdür. Dersim’den İstanbul’a, Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan bu yolculuk, Alevilerin inançlarını koruma ve yaşatma mücadelesinin bir parçasıdır. Bugün diaspora Alevileri, Avrupa’daki cemevleri ve

DİYARBAKIR ERMENİLERİ Bedros Dağlayan

Yıllar var ki memleketinden uzak gurbet kuşuyum; yaban ellerde tedirgin uçarım…Nasıl bir sevgi ve nasıl bir özlemdir, ben bilirim. Diyarbakır meydana getiren ve bir arada yaşamanın şiirini yazmış olan halklar özgürlük duygularıyla öylesine bir bütün olmuştur ki, kimselere hele ki zalimlere

COMANDANTE CHE GUEVARA Bedros Dağlıyan

Gençtik. Lâkin başımızda kavak yelleri de esmiyordu. Delikanlılığın bütün hızlı, delişmen yanlarını bünyemizde toplamıştık diyebilirim. Buna bir de Diyarbakırlıların o geleneksel kabadayı tavrı da eklenince

PİŞMANLIĞIN FELSEFESİ Ali Rıza Gelirli

Yazının başlığını görenler, benim bir pişmanlığa kılıf aradığımı düşünebilirler. Düşünsünler, hiçbir sakıncası yok. Ancak ben pişmanlığın, ne mutlak iyi bir şey, ne de mutlak kötü bir şey olduğunu düşünüyorum.

TEHLİKELİ DENİZLER Engin Erkiner

Avrupa Birliği’nin illegal göçü önlemek için kurduğu Frontex’in açıklamasına göre2023’te sadece Akdeniz üzerinden Avrupa ülkelerine geçenlerin sayısı 234.467 kişidir. Denizde hayatlarını kaybedenler konusunda açıklama yapılmamış.

EL YAPIMI GÜZELLİKLER Ali Rıza Gelirli

Dumanla haberleşmekten; mektup, telgraf, masaüstü, dizüstü, cep telefonu, avuç içi bilgisayar, internet çağına vardık. Bunlar var oldukları çağa anlam verebilmek için yaşamın gerekleriydi. Yaşam dediğimiz şey, bilinçli ya da bilinçsiz, istesek de istemesek de madem hayattayız ve nefes alıp